İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğindeki temel parametreleri

“NATO’NUN BEYİN ÖLÜMÜ GERÇEKLEŞTİ” SÖZÜNDEN BUGÜNE
Rusya’nın Ukrayna işgali, kıta Avrupa’sında ve internasyonal sistemde derin bir sarsıntıya niçin olmuştu. Tesirleri halen devam eden sürecin ileri dönemleri etkileyeceği de aşikâr.
Sürecin şimdilik mühim gelişmelerinden birisi de İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine başvurusu oldu. Ukrayna işgali Avrupa ülkelerinin silahlanma ve askeri kapasitelerini artırmaya yönelik adımlar atmaya başlamasına niçin olmuş, NATO’nun “beyin ölümü” gerçekleştiği sürecinden tekrardan canlanmasına ve ABD’nin NATO içeresindeki askeri kapasitenin artırılması talebinin gerçekleşmesine hız verdi.
Bilhassa İsveç ve Finlandiya’nın ihtimaller içinde NATO üyeliği NATO’nun şimal Kutbuna ve Avrupa’nın doğusundaki sınırlarının genişlemesine niçin olacak. Bu durum Rusya Federasyonu’nun Napolyon ve Hitler işgalleri ve Kırım Harbi sebebiyle Batı’dan gelen tehdit algısı sonucu Ukrayna’ya saldırısı gerekçesine asla ummadığı bir durumla karşılaşmasına niçin olabilir. FİNLANDİYA’NIN NATO ADIMI NEDEN ÖNEMLİ?
Finlandiya’nın NATO üyeliği, Rusya Federasyonu’nun NATO ile sınır olmama ve Soğuk Harp sonrası “Yeni Çevreleme Politikası” olarak görmüş olduğu NATO’nun Doğuya genişlemesi açısından negatif bir duruma dönüşmesine niçin olma potansiyeline haiz. Finlandiya’nın üyeliği NATO’nun Rusya Federasyonu’na fazlaca uzun bir sınır üstünden komşu olmasını getirecek, NATO’nun askeri ve müdafa gücü Rusya Federasyonu üstünde bir baskı yaratacaktır. Bu yolla kim bilir çevreleme politikası daha geniş kapsamlı bir hale gelecektir.
Finlandiya ve İsveç; toplumsal, siyasal ve kültürel yönlerden Batının birer parçası olarak aslına bakarsan uzunca bir süredir NATO ve AB’nin bir parçası şeklinde görünmekte. Hali hazırda her iki ülkenin üyelik süreçleri fazlaca süratli olabilecektir. Bilhassa Finlandiya’nın Rusya federasyonu ile olan sınırı ve İkinci Dünya Savaşı esnasında SSCB’nin saldırısı ve işgal girişimi, Finlandiya’nın güvenlik algısında Rusya’yı tehdit algılamasına niçin oluyor. Bu tehdit algısı Finlandiya’nın NATO üyeliğini İsveç’le birlikte Ukrayna saldırısı sonrası hızlandırdı. Bu sürecin temelini de aslen Rusya’nın 2014 senesinde Kırım’ı işgal etmesi sonrası Baltıklarda, Karadeniz’de yaşanmış olan NATO-Rusya gerilimi oluşturuyor.
İSKANDİNAV ÜLKELERİNİN RUSYA DEKLERASYONU
Rusya Federasyonu’nun Baltıklardaki askeri faaliyetlerini çoğaltması sonucu 2015 senesinde İskandinav ülkeleri; Danimarka, Norveç, İzlanda, İsveç ve Finlandiya bir deklarasyon yayınlamış ve bölgede Rusya’yı en büyük askeri tehdit olarak ifade etmişlerdi. Norveç ve Danimarka’nın NATO üyesi olduğu da burada gözden kaçırılmamalı. Deklarasyonla ihtimaller içinde Rus tehdidine ortak iş birliği yapılacağı belirtilmişti. 2022 yılı Rusya’nın Ukrayna Saldırısı sonrası da her iki ülkenin tehdit algısını kırmızı alarma geçirdi. Bu durum NATO üyeliğini gündeme getirmiş ve her iki ülkenin NATO güvenlik ve müdafa şemsiyesinin altına girme sürecini hızlandırmıştır.
İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği hem de NATO’nun Şimal Kutbunda ihtimaller içinde enerji kaynaklarına ulaşmada mühim bir avantaj elde edecektir. Rusya Federasyonu ve Çin’in ihtimaller içinde Şimal Kutbundaki enerji rezervlerine ulaşmada ve elde etme mevzusunda İsveç ve Finlandiya’nın üyeliği sonrası NATO’da rakip olarak karşılarına çıkacaktır.
İSVEÇ TARAFSIZLIK İLKESİNİ TERK ETTİ
Ek olarak İsveç’in NATO’ya üyelik başvurusu bu ülkenin 1834 yılından beri uyguladığı tarafsızlık ilkesinin de terk edilmesi anlamına geldiği ve Rus işgali algısının İsveç tarafınca fazlaca ciddi görüldüğünü de gözler önüne sermiştir.

Son Dakika Haberler